Sitemize Hoşgeldiniz . * Sitemiz Tamamen Bilgi Amaçlıdır.* Yorumunuzu Esirgemeyin.
reklam
eskimisir3 Sitemize Hos Geldiniz.




Google Arama
Sitede Arama

eskimisir3

Akhenaton (IV. Amenotep, Akhenaten, Nefer-kheperu-Ré)

Akhenaton

I

Tanrı uludur; birdir, tektir.
Ondan başkası yoktur.
Bir tanedir,
O'dur her varlığı yaratan
Bir ruhtur Tanrı, görünmeyen bir ruh...
Ta başlangıçta vardı Tanrı,
Tek varlıktı o.
Hiç bir şey yokken o vardı.
Her şeyi o yarattı
Ezelden beri süregelen varlığı,
Ebediyete kadar sürecek,
Gizlidir Tanrı, kimse görmemiştir onu.
İnsanlara ve yarattıklarına sır kalır her zaman.

II

Göklerin ufkunda belirmen ne kadar güzeldir,
Ey! Hayatın temelinde yaşayan Aton,
Sen doğu göğünün ufkunda doğduğunda,
Tüm memleketi güzelliğinle doldurursun,
Uzaklaşsan da, ışınların dünya üzerindedir,
Ne kadar yüksek olursan ol,
Senin adımlarının izleri gündüzdür,
Sen, ışınlarını dağıttığın zaman,
Mısır'ın her iki ülkesi de bayram eder,
Hepsi uyanık ve ayaklarının üzerindedir,
Çünkü Sen, onları uyandırmışsındır,
Onlar tüm organlarını sende yıkarlar,
Ve kollarını kaldırıp, Sen'i şafakta selamlar,
Sonra tüm dünyada herkes kendi işini yapar,
Hayvanlar otlardan zevk alırlar,
Ağaçlar ve bitkiler çiçeklenirler,
Kuşlar, kanatları sana doğru ibadet edercesine kalkık,
Bataklıklarda uçarlar,
Sen üzerlerinde oldukça onlar yaşarlar,
Kadında çocuğu Sen yaratırsın,
Ananın karnında çocuğa Sen hayat verirsin,
Sen ana rahminde dahi çocuğu besleyensin,
Ne zaman civciv kabuğu içinde bağırsa,
Sen ona hayat vermek için nefes verirsin,
Ey Tanrım, Senin ne kadar çok eserlerin vardır,
Sen! Ebediyetin hakimi! Senin isteklerin hep iyidir,
Sen yaşamın ta kendisinin ve yaşam Sen'de yaşar,
Tanrım Sen yaşamsın ve yaşam ancak sende görülür.

Kral Akhenaton [1]

Akhenaton

Akhenaton (IV. Amenotep, Akhenaten, Nefer-kheperu-Ré)

Akhenaton ya da IV. Amenotep olarak da bilinir. Mısır yeni dönem 18. hanedanının bir firavunudur. Kraliçe Tiye ve III. Amenotep'in genç olan çocuğudur. Büyük kardeşi Thutmosis, babasından önce ölünce; tahtı önce ortak oldu. Sonra da M.Ö. 1353-1336 ya da M.Ö. 1352-1334 yılları arasında (Mısır kronolojisinde değişir) firavunluk yaptı. Akhenaton'un eşi, Nefertiti'ydi.[2] Eski tanrıları yasaklaması, Amon rahiplerinin etkisini yok etmesi ve halkı tek tanrıya tapması için elinden geleni yapması sebebiyle ülkenin ruhban sınıfı tarafından sürekli kötülenmiş ve adı lanetli firavuna çıkmıştır.[3]

Firavunlar arasında en az bilgiye sahip olunan gizemli Akhenaton, çeşitli mısır tapınaklarını kapatarak, belirsiz ve suretsiz Tanrı Aton için tapınaklar yapmıştır. Aton, İbranilerin Adon (Adonay) dediği tanrıyla aynıdır. Adon, daha sonra İbraniler tarafından "Öyle Olsun" anlamına gelen "Amen" kelimesine dönüştürülmüştür. Kelime kökü olarak Sümer'in Mutlak tanrısı Anu'dan türediği düşünülür.[4]

Aton sözünün Ön-Türk kökenli olduğunu ve Ata-On olup Evrensel Ata anlamını taşıdığını söyledim. Şu halde Akhenaton adındaki sessiz harflerden hareketle KHN-Aton olarak okuyabiliriz. Çünkü, Ön-Türk dilinde yazı damgalardan oluşmakta idi ve her damga tek hece içeriyordu.

KHN sessiz harfleri KHAN şeklinde okunabileceğini bir önceki yazımda belirttim. Böylece, Akhenaton adı KHAN-ATA-ON adı /Evrensel yönetici ata/ şeklinde anlam kazanır. Dikkat ederseniz sessiz harflerin yerini değiştirmeden sadece aralara farklı sesli harfler ekleyerek okudum. Bu okunuşun doğruluğu konusu halen tartışılabilir. Çünkü, kadim Mısır yazısında sesli harflerin yeri yoktu.[5]

Akhenaton son derece dindar biri olmasına karşın iktidarda rahiplerin etkisini yok edip ülkeyi kendi isteklerine göre yönetmiş nadir firavunlardan biridir. Ancak; Aton, insan öldürmeyi yasakladığından, askerî hareketlere sürekli karşı koymuş ve mısır o dönemde askeri açıdan zayıflayıp saldırılara uğramıştır. son dönem hastalığının artmasıyla iktidar naibi ay, Nefertiti ve kumandanı Horemheb tarafından paylaşılmıştır.

Eski Mısır'ın klasik sanat anlayışında Akhenaton döneminde ciddi değişiklikler olmuş; ancak bunlar da firavunun ölümüyle lanetli sayıldığından Akhenaton'dan sonra klasik dönem tekniklerine dönülmüştür. Karısı Nefertiti çarpıcı güzelliğiyle ünlüdür. Büstü çok meşhurdur. Hatta, "Bu büst şeklinde kolyeler şans getirir." iddiasıyla bir dönem pazarlanmıştır.[3]

Names of Akhenaton

İsimleri:

  1. Amenotep (doğumda verilen ismi): "Amon, hoşnuttur." anlamına gelir.
  2. Amenofis (isminin yunan gezginlerce söylenen hali)
  3. Nefer-kheperu-Ré (Ön ismi ya da unvanı): "Ra'nın şekilleri güzeldir." anlamına gelir.
  4. Akhenaten (Aten için çalışan) Atenizm'i kurduğunda verilen isim. "Aten'in hizmetkârı" anlamına gelir.
  5. Akhenaton (Akhenaten'in alternatif bir söylenişi. Tıpkı Akhnaton, Akhnaten, Ikhnaton gibi...)
Amenhotep

Yaşamı

M.Ö. 14. yüzyıl yaşamış olan Mısır kralıdır. Babası III. Amenotep'in ölümünden sonra tahta geçmiştir. Tahta geçtiği ilk yıllarda aile adı olan ("Amon'un hoşnut olduğu" anlamındaki) Amenotep'i kullanmıştır.[2]

Akhenaton, çıktığı seferlerden birinde en sadık kölesi ile düşman askerlerinden saklanmış birileri var mı diye girdikleri bir mağarada Hz İbrahim'in mağara duvarlarına yazdığı yazıları bulur. Yazılarda tek tanrıdan bahsediliyordur. Fakat o, bunu Aten (güneş diski) olarak algılamış [3] ve daha sonra ismini değiştirerek Akhenaton (Aton'un hizmetkârı) ismini kullanmış ve geleneksel çok tanrılı mısır dinini yasaklayarak tek tanrılı Aton dinini kurmuştur.

Akhenaton, Krallığının 5 ya da 6. yılında kökten bir kararla yüz yıllardır Mısır'ın başkenti olan Teb'i terk ederek bugün Tel el Amarna olarak bilinen el değmemiş topraklara yeni bir başkent kurmaya karar vermiştir. Akhenaton, eski tanrıları yok etmek için tapınaklardan eski tanrıların isimlerini sildirmiştir.[2]

Moneist dinlerdeki anlatıma paralel olarak, Akhenaton'un hayatı paralellikler taşır. Taht üzerindeki kavgalar nedeniyle öldürülmemek için saraydan uzaklaştırılan Akhenaton'un hayatına Kral Büyük Sargon'un efsanevi hayat hikayesi kolajlanır.

"Zor durumdaki annem, hayatımı kurtarmak için beni kamışlardan yapılmış bir sepete koydu ve ağzını ziftle mühürledi."

Nefertiti

Nefertiti

Süreç içerisinde üvey kardeşi Nefertiti ile evlenerek tekrar taht yoluna giren Akhenaton, III Amenotep (Amen memnun anlamındadır )'un ölümüyle IV. Olarak tahta geçer ve Akhenaton ( Aton'un Görkemli Ruhu) olarak değiştirir.

Akhenaton, Aton desteği halk arasında hoşnutsuzlukla karşılaşması üzerine, baş rahiplerin devreye girmesi ile Akhenaton tahtı kuzeni Smenkhare'ye bırakır.

M.Ö. 1361 yılında Mısır'dan kovulduktan sonra Mısır'da Akhenaton adını kullanmak yasaklanır. Kiya adında karısından doğan oğlu, daha sonra ünlü çocuk Firavun Tutankhaton onun inancını temsil etmesi amacıyla ismini Tutankamon olarak değiştirmiştir.

Mısırdaki kayıtlar, Musa/Akhenaton'un beraber yola çıktığı insanları Pi-Ramses'ten Modern Kantra yakınlarından, güneyde Sina çölünden geçerek Timaş Gölüne götürdüğünü göstermektedir.Burası geniş bataklıklarla kaplı bir bölgedir.Tevrat'a yanlış çeviri olarak geçen yerin adı sazlıklar denizidir.

Akhenaton'un son dönemlerinde Merykiya-Khiba'nın sevdiği-Mery-Amon-Amon'un sevdiği adı altında baskın kraliçe haline gelmiştir.İsrailoğulları tarafından Meryem olarak tanınmıştır.

Ve kızı, Tutankhamon'un kız kardeşi, aracılığı ile Musevi kraliyet ailesini oluşturan kişinin annesidir.[4]

Akhenaton'dan sonra 8 yaşında tahta geçen oğlu Tutankhamon da fazla yaşamamış ve ablasıyla olan çocukları ya doğum öncesi ya da doğum sonrası ölmüştür. Tutankhamon da 18 yaşında ölünce bu nesil son bulmuştur.[2]

Akhenaton'un eşi, Mısır'ın görmüş olduğu Tiye ve Nefertari'den sonraki en güçlü kraliçesi Nefertiti'dir. her ne kadar Amon'u reddedip Aton'a dönse; Mısır'ın bütün gelenek ve göreneklerine karşı çıkıp tapınakları yıkacak,  hatta ülkenin dini merkezini eski kent Teb'den bugün Amarna olarak bilinen yeni kent Akhenaten'e taşıyacak kadar kararlı davranışlarla ileri gitmiş olsa da hiyerogliflerde Akhenaten'deki çok büyük bir karasızlığı gözlemleyebilirisiniz.[3]

Akhenaton'un eşi Nefertiti bir Nubia (Kuş) prensesi idi. Babasının adı AY idi. Bu isim de bir Ön-Türk kök sözcüğü olup, o dönemde bile dünyanın uydusu olan ay anlamını taşıyordu. Nefertiti bir KUŞ prensesi olarak güneş kültünü ve Ön-Türk simgelerini zaten aileden biliyordu ve yeni Aton tanrının doğuşunda eşi ile aynı yetkileri paylaşıyordu.

Bu bakımdan Tanrıça Afrodit olarak adının devam etmiş olması doğaldır. Ayrıca, Afrodit sudan veya bir deniz kabuğundan çıkan genç bir kadın olarak resmedilir. Bunun nedeni de Mısır ile Yunan ülkesi arasında Akdeniz'in bulunuşu ve Afrodit'in deniz aşırı bir seyahat yapıp gelmiş olduğudur. Ayrıca Afrodit adını Afro-diti şeklinde ayırırsak Afrika kökenli bir tanrıça olduğu ortaya çıkar.[5]

Akhenaten yine en sadık olduğunu düşündüğü rahibi tarafından zehirlenerek öldürülür.zaten onun ölümünden sonra çok kısa bir süre Smenkhare adlı gizemli biri krallık yapmış ve yine gizemli bir şekilde kaybolmuştur.[3]

Akhenaton, yaklaşık 15 yıl tahtta kalmıştır. Ölümünün ardından kurduğu din çökmüştür. Akhenaton'un şehri yerle bir edilmiş ve lanetli firavun olarak anılmıştır.[2]

Akhenaton Mısır'ın yerleşik tüm inanç ve tanrı sistemin yıkarak, tek tanrı Aton'u resmî tanrı yapmıştır. bu uygulama ile tam bir radikallik örneği sergileyen firavun ölümünden sonra tüm kaynaklardan çıkartılmış, hiyerogliflerden silinmiştir.[1]

El-Amarna

El Amarna Dönemi

Burası yeni dinin yaşanacağı ve Teb'deki düşmanlardan uzak bir sığınak olarak tasarlanmıştı. Bu şehir, tarihteki ilk planlı yerleşimlerden biridir. Binalar, tapınaklar ve yollarıyla tamamen güneş tanrı Aton'a tapmak için tasarlanmıştır. Amarna'nın tamamlanmasına yakın Kral ve eşi Nefertiti, şehre yerleştiler. Bu arada Mısır büyük bir istikrarsızlığa düşmüştü. Bu dönemde sanatta da yenilikler olmuştur: firavun resimleri eskisi gibi tanrısal bir durağanlıkla değil, daha çok gerçekçi şekilde çiziliyordu. Bir bakıma sanatın dinden ayrılmasını Akhenaton başlatmıştır. Firavun geleneksel sahneler dışında, yemek yerken, karısını öperken, bir törene başkanlık ederken de çizilebiliyordu. Uzun boyunlu, göbekli resmedilen Firavunun resimleri oldukça ilginçtir. Uzun boyunlu beden yapısı, bu dönemdeki diğer eserlerde de sık sık kullanılmıştır.[2]

Ön-Türk toplumlarının Asya'dan dünyanın dört bir yanına yayıldıklarını kanıtlayan birçok gösterge vardır. Onlar Tanrı'nın görüntüsü olarak kabul ettikleri güneşe özel bir değer verdiklerini biliyoruz. “Tolu” adı verdikleri bir kap ile yemin ettiklerini gördük. Bu yemin onların adil ve dürüst bir yönetici olacaklarına dair verdikleri bir söz idi. Toplumu yönetirlerken de çeşitli fırsatlarda törenler düzenlenir , kadeh kaldırılır ve tolu içilirdi. Ön-Türklerin bu geleneğini, kısa süre de olsa, kadim mısırda yeniden canlandırmak için uğraşmış bir firavundan söz etmek istiyorum. Babası tarafından kendisine verilen isim Tutmose IV olmasına rağmen tahta çıkar çıkmaz adını Akhenaton olarak değiştirdi. Yönetimi M.Ö. 1379 ile 1362 yılları arasında sadece 17 yıl sürmüştür. Fakat bu kısa süre içinde Mısır dininde büyük reformlar yapmıştır.

Tahta çıkar çıkmaz çok tanrılı dini yasaklayıp tek tanrı dinini savundu ve güneş olarak görüntülenen tek tanrıya “Aton” adını verdi. Şu halde Akhenaton adını KHN-Aton olarak okuyabiliriz. Çünkü sadece sessiz harflerle yazılmış olduğunu biliyoruz. Fakat seslendirilişi doğru olmayabilir (Bkz. K harfinin gelişimi başlıklı yazım). KHN sessiz harfleri OKH-İN şeklinde seslendirilirse, Akhenaton adı OKH-İN-ATA-ON “On atadan inen Okh” şeklinde anlam kazanır. Bu isimde “in” sözü ile aynı sülaleden, nesilden inen kast edilmektedir. İngilizce “descendant” de “sülaleden gelen” anlamında kullanılır ve “descend” (inmek) sözü ile ilişkilidir. Dikkat ederseniz, kök sözcüklerin yerini değiştirmeden sadece tersten, sağdan sola, doğru okudum. Mısır ve halen Arap yazısı da aynen Ön-Türk yazısı gibi sağdan sola doğru yazılırdı.

Resimde solda görülen kabartma Akhenaton dönemine aittir ve önde Akhenaton, arkada karısı kraliçe Nefertiti görülmektedir. Her ikisi de ellerinde tuttukları kadehleri güneşe doğru yükseltiyorlar. Güneşten inen ışınlar ise onları kutsarken sadece iki ışın, biri firavuna diğeri ise eşine birer Ankh (ON-OKH) indiriyor. Bu resimle ifade edilmek istenen şudur: Yönetici kral ve eşi tek tanrı olan güneşe saygı işareti olarak kadeh kaldırıyorlar. Güneş olan tanrı ON ise onları kutsuyor ve onlara birer ON-OKH indiriyor. Böylece yönetici ve eşi tanrısal özellikler kazanarak tanrı ON ile bütünleşmiş oluyorlar. Bu yorum ile Ankh işaretinin de güneş ile ilgili olduğunu şüphe götürmez bir şekilde kanıtlamış oluyorum. Çünkü, güneşten kopmak üzere olan ayrı bir Onokh da çizilmiş olduğunu görmekteyiz. Akhenaton yeni olan tek tanrı dinini geliştirmek için Akhetaton, şehrini kurdu.Bu şehir daha sonraları tümüyle yerle bir edilip taşları dağıtılmıştır. Bugün sadece adı kalmış durumdadır. Nedeni ise o dönemde hala çok tanrılı din hüküm sürüyordu ve Okhinataon “tek tanrı” fikrini yaymak peşinde idi. Bu şehri kurduktan iki yıl sonra baş şehir olarak ilan etti ve ailesi ile birlikte oraya taşındı.

Güneş dini tapınmaları Akhetaton'da açık havada ve güneş altında yapılmaya başlandı. Tanrı Aton veya ATA-ON öğretisinde bütün canlılara saygı ve doğa sevgisi öncelik taşıdı. Resimler ve kabartmalar daha yumuşak ve sevecen görüntüler yansıtmaya başladılar. Fakat, Akhenaton'dan sonra gelen firavun tekrar eski inanca, çok tanrılı dine geri döndüler. Böylece tek tanrı inancı kadim Mısır kültüründe sadece 17 yıl sürdü. Okhinataon'un eşi Nefertiti bir Nubia (Kuş) prensesi idi. Babasının adı AY idi. Bu isim de bir Ön-Türk kök sözcüğü olup, o dönemde bile dünyanın uydusu olan ay anlamını taşıyordu. Nefertiti bir KUŞ prensesi olarak güneş kültünü zaten aileden biliyordu ve yeni Aton tanrının doğuşunda eşini etkilemiş dahi olabilir (Bkz. Kuş figürleri başlıklı yazım). Yönetici olabilmek için kadeh kaldırarak yemin etmenin bir Türk geleneği olduğunu biliyoruz. Resimde sağda görülen Türk heykelinde yönetici kişi sağ elinde kadeh (tolu) tutmaktadır. Başındaki başlığın şekline bakarsak ne derece Akhenaton'un başlığına benzediğini de görürüz. Zaten Akhenaton'un başlık şekli tüm güney Mısır firavunlarına ait olup kuzey Mısır başlığından farklıdır. [6]

Aton Dini, Religion of Aton

Aton Dini

Mısır firavunları, çoğunlukla zorba, baskıcı, savaşçı ve acımasız kişilerdir. Bu firavunların ortak özellikleri, Mısır'ın çok tanrılı dinini benimsemeleri ve bu din sayesinde kendilerini tanrılaştırmalarıdır. Ancak mısır tarihinde bir tek firavun vardır ki, diğerlerinden çok farklıdır. Bu firavun, tek bir yaratıcıya inanılması gerektiğini savunmuş ve bu yüzden özellikle çok tanrılı dinin ayrıcalıklarından faydalanan Amon rahipleri ve bunlara destek veren bazı askerler tarafından büyük baskıya maruz kalmış, sonunda da öldürülmüştür. Bu firavun, M.Ö. 14. yüzyılda basa geçmiş olan Akhenaton'dur. Akhenaton, M.Ö. 1375'te tahta çıktığında yüzyılların getirdiği bir tutuculuk ve gelenekçilik ile karsılaştı. Bu döneme dek toplum yapısı ve halkın kraliyet sarayı ile olan ilişkileri değişmeden gelmişti. toplum dış olaylara ve dinsel yeniliklere kesin olarak kapılarını kapalı tutuyordu. tutuculuk, yukarıda da açıkladığımız gibi, Mısır'ın doğal coğrafi koşullarından kaynaklanmaktaydı.[7]

Birçok kişi, ilk tek Tanrılı dinin Musevilik olduğunu düşünür; ama bu doğru değildir. Musevilikten önce Mısır'da tek Tanrı inancı mevcuttu: Milattan önce 1353- 1335 yılları arasında Mısır'a hükmeden firavun Akhenaton, yeryüzündeki ilk tek Tanrılı dinin yaratıcısı olmuş ve Aton adını verdiği tek Tanrıyı benimseyerek Mısır'ın eski çok Tanrılı geleneğini reddetmiştir. Bununla da kalmayan IV. Amenotep, kendi inancını Mısır halkına da kabul ettirebilmek için büyük bir çaba içine girmiş ve Amon, Ra, Maat, Ptah, Horus, Anubis, İsis, Osiris gibi eski Mısır Tanrılarına ve Tanrıçalarına adanan birçok tapınağı yıktırmıştır.

Mısır'ın Amon rahiplerinin önderliğindeki çok Tanrılı inancına düşman olan IV.Amenotep, babası III. Amenotep'in ölümünden sonra Mısır firavunu oldu ve bu göreve gelir gelmez adını “Aton'a hizmet eden” anlamına gelen Akhenaton olarak değiştirdi. Günümüzde de ilgili kral daha ziyade ikinci ismiyle tanınmaktadır.

Akhenaton, çok Tanrılı dinden kopuşunun bir simgesi olarak başkenti Tanrı Amon'un kutsal kenti Teb'den Amarna adını verdiği başka bir kente taşıdı ve yeni başkentini Tanrısı Aton'a adanan tapınaklarla süsledi. Akhenaton'un inandığı tek Tanrı Aton, güneş Tanrısı olarak benimsenmişti ve bir güneş diskiyle simgeleniyordu.

Ancak Akhenaton, kendi inancını halkına benimsetmekte başarısız olmuş olacak ki, firavunun ölümünün ardından Akhenaton'un Tanrısı unutuldu ve tekrar eski çok Tanrılı inanışa geri dönüldü. Sonuçta binlerce yıldır geçerli olan inanışları unutturmak kolay bir şey değildi. Ayrıca Mısır içinde çok güçlü bir konuma sahip olan Amon rahipleri de Akhenaton'un dinsel reformundan çok olumsuz bir biçimde etkilenmişler dinsel, ekonomik ve siyasi güçlerini kaybetmişlerdi. Bekleneceği üzere Amon rahipleri Akhenaton'un ölümünün yarattığı fırsatı kaçırmamışlar ve eski çok Tanrılı Mısır dinine geri dönüşü sağlamışlardır. O noktadan sonra Akhenaton, Mısır'da lanetli ve sapık firavun olarak adlandırılır olmuş, tek Tanrı Aton'a adanan tapınaklar ve Akhenaton'un başkenti Amarna tahrip edilerek unutulmaya terkedilmiştir.

Keşfedilen hazinelerle dolu mezar odasıyla tanınan firavun Tutankamon, lanetli firavun Akhenaton'un oğludur ve babasının ölümünün ardından Tutankaton olan adını Tanrı Amon'un en tepede olduğu çok Tanrılı inanca geçişin bir simgesi olarak Tutankamon olarak değiştirmiş ve başkenti yeniden Teb şehrine taşımıştır.

Bazı düşünürler Akhenaton'un tek Tanrı inancının Musevilik dinine ilham verdiğini önermişlerdir. Örneğin Sigmund Freud, “Musa ve Tektanrıcılık” isimli kitabında Hz Musa'nın tek Tanrı fikrini Akhenaton'un dininden etkilenerek ortaya attığını iddia eder. Hatta daha ileriye gidip Akhenaton'un Musa ile aynı kişi olduğunu ya da ilginç yüz yapısı ve çekik gözlerinden dolayı onun uzaylı olduğunu ortaya atanlar bile çıkmıştır.

Akhenaton, Mısır tarihindeki aykırı özelliği ve ilk kez tek Tanrı inancını ortaya atan kişi olması nedeniyle insanların ilgisini ve merakını her daim üzerine çekmeye devam edecek gibi görünüyor.[8]

Akhenaton, tahta geçişinin birinci yılında din alanında bir devrim yaparak Atenizm (bazen Atonizm) dinini kabul ettiğini ve tüm diğer Mısır tanrılarını reddederek (Ra, Maat, Hathor, İsis, Nephthys, Set, ...) tek tanrı olan güneş tanrısı Aton'a ibadet edilmesini bir kanunla halka duyurdu. Başlangıçta eski Mısır diniyle benzer gibi gözükse de, Atenizm tek tanrılı bir dine geçiş teşkil etmektedir. Aten bu noktada Ra-Amoun-Horus un bir karışımı olarak dikkat çekmektedir. Akhenaton'un yaşadığı dönemde Amon Rahipleri oldukça güçlüydüler. Firavun herhangi bir iş yapmadan rahiplere danışmak ve kehanetlerine başvurmak zorundaydı. Akhenaton bu etkiden kurtulmak ve kendi inançlarının da doğrultusunda eski Mısır dinini yasaklamış, Karnak tapınaklarını kapatıp Amon rahiplerinin görevine son vermiştir. Bu durum ülkede büyük bir kargaşaya sebep olmuştur. Ölümünden sonra dini terk edilmiştir. Akhenaton ve soyundan birçok kimsenin isimleri tapınak duvarlarından silinmiştir. Bu dönemle ilgili birçok konu hala araştırılmaktadır. Son veriler ışığında Akhenaton konusunda şunlar da bilinmelidir; Musa, Tevrat'ta sürekli sözü edilen II. Ramses (d. M.Ö. 1302 – ö. M.Ö. 1213) ile dönemdaştı ve zaten bilinen en eski tek tanrılı semitik din de Yahudilik'ti; Oysa daha önce yaşamış olan Akhenaton, aşağı yukarı aynı bölgedeki daha eski tek Tanrılı dini benimsemiş, savunmuş ve dönemdaşı olan kendi rahipleri (Ay) tarafından da alelacele yok edilmiş, savunduğu din de örtbas edilmiştir. Musa döneminden de önce bulunan Akhenaton'un araştırmalar ve verilere göre bir peygamber olma ihtimali çok yüksektir.[2]

XVIII.sülalenin onuncu kralı olan Amenotep IV tek tanrı Aten'e inanmaya başladı ve adını "Aton'a hizmet eden" anlamına gelen Akhenaton olarak, karısı Nefertiti'nin adını da "Güzel Aten'in güzelliğidir" anlamına gelen Nefer-Nefru-Aten olarak değiştirdi. Kral ve kraliçe Teb'i terk ettiler ve Amarna adlı yeni bir kent kurdular. Daha sonra Amon'un heykellerini ve tapınaklarını yıktırmaya başladı. Fakat bu; Teb, Memfis ve Heliopolis rahiplerinin hiç hoşuna gitmemişti. Bu rahipler, eski çok tanrılı dini tekrar kabul etti ve böylece Aten dini Mısır'dan kalktı. Akhenaton, bu dini reformu başaramamıştı. Buna rağmen Akhenaton, dünyanın ilk tek tanrılı dine inanan insanı olarak anılır. [9]

Farklı bir Tarih araştırmacısı, Musa'nın Mısır'da sahip olduğu yüksek pozisyon düşünülürse o döneme ait kayıtlar ki- oldukça fazladır – ondan hiç söz edilmez. Sebebi ise Musa ve Mısırlı Firavun Akhenaton, resmi adıyla IV. Amenotep, aynı kişidir. Bu yeni bir düşünce değil; tüm antik bilgi taşıyıcılarının savunduğu düşüncedir. (Bu görüş, sadece rivâyetlerden birisidir. Çünkü çoğu tarihi kaynaklarda Hz. Musa, kendisinden 400 sene sonra gelmiştir.)

Akhenaton'un Mısır'ı terk etmesiyle taraftarları onu tahtın haklı sahibi olarak inanmaktadırlar ve ona "vâris" anlamına gelen Mose, Moses ya da Mosis dedikleri bilinir. Dolayısıyla Musa / Moses bir isim değil unvandır.

Musa / Akhenaton teorisini destekleyen diğer bir teori, mısırdan çıkışta ve daha sonrasında ona yakınlığı ile bilinen Meryem adlı kadındır.[

Design Aykut Yarıcı
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=